Emperyalist paylaşımın, Sevr dayatmasıyla karşı
karşıya bıraktığı Anadolu; Kurtuluş Savaşı’yla bu
dayatmayı Lozan’a dönüştürmeyi başardıktan bir süre
sonra yeni belalarla savaşmak zorunda kaldı.
1923’te kurulan Cumhuriyet’in 1930’lu yıllardaki
yapılanma döneminden sonra yaşanan 1940’lı yılların
aydınlık-karanlık savaşımında karanlık güçlerin üstün
gelmesi sonucunda bazı adımlar atılmaya başlandı. Bu
adımlar Amerikan Yaşama Biçimi’nin özendirilmesini
de getiriyordu ve 1950’li yılların başında Küçük
Amerika olmak! rüyası bela oldu toprağımıza.
Bu yaşama biçimi ve düş, soğuk savaş yılları ve
sol düşmanlığı politikasıyla karşıt sesleri susturup
egemenliğini pekiştirirken kendi ideolojisi ve kültürü
dışındaki her şeyi de yok etmeye başladı.
Cumhuriyet’in çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmayı
amaçlayan devrimci ideolojisinin Mustafa Kemal
Atatürk’ün ölümünden sonra adım adım terk edildiği,
temellerinden koparıldığı Demokrat Parti dönemi
(1950-1960), bugünün emperyalizme bağımlılığının ve
Türk-İslam Sentezi ideolojisinin beslendiği, yerleşmeye
başladığı dönemdir. Bu dönemde, antiemperyalist bir
savaşla kazanılan bağımsızlığımızın; ikili anlaşmalar,
askeri üsler, barış gönüllüleri, montaj sanayi gibi
adımlarla uluslararası sermayeye bağımlılık ilişkilerine
kapıların açılması, NATO’ya girilmesi, Kore’ye asker
gönderilmesi yani Amerikan Rüyası’nın ülkemizde de
görülmesi gibi uygulamalarla karartılmasını yaşadık.













