Ben 1947 yılında Sivas’ın bir köyünde doğdum. 8 Yaşımda
köyümün okulunda 2.sınıfımı okurken bir süre önce İstanbul’a
giden babamın “ Osman’ı İstanbul’ da okutacağım , onu bana
gönder “ şeklindeki mektubu üzerine amcam tarafından
İstanbul’a gönderildim. Köy okulumdaki öğretmenimden Mayıs
ayının ortalarındaki bir tarihte , öğretim dönemi bitmeden
öğretmenimden karnemi istediğimde , öğretmenim : – Niçin
istiyorsun ? şeklinde sorunca – babamın ezberlettiği gibi ;
İstanbul da okuyacağım adam olacağım. Vatana ve millete
faydalı bir insan olacağım. Demiştim. Ne olacaksın deyince de
“- Avukat olacağım. “ yanıtını verdim.
Daha o yaşta iken “ Toplumda saygı duyulan bir meslek
edinmeyi kafama koymuştum.
Yaşamımın bazı aşamalarında beni başka mesleklere
yönlendirmek isteyenler oldu. Özellikle Lise 1.sınıfta iken
yaz tatilinde çalışmak üzere girdiğim Karaköy yeraltı Geçidi
müteahhidi patronum çok değerli insan Ahmet Nihat Özsan
tarafından çok sevildiğimden “İnşaat Mühendisi “ olmam
istendi ise de ben Avukatlık’ tan vazgeçmedim. İstanbul Hukuk
Fakültesi’ni 1966 girip , 1970 de mezun olarak hem de yarım gün
çalışıp yarım gün de inşaat firmasında çalışmaya devam ederek
bitirdim. Öğrenimim sırasında gerçek hukuk bilimi adamları
olan Sıddık Samı Onar, Tarik Zafer Tunaya, Sulhi Dönmezer,
Kemalettin Birsen , Reha Poroy, Yılmaz Altuğ ve enaz bunlar
kadar değerli ,duayen hocalarda okuyup eğitim alma şansını
yakaladım.
1972 yılında başladığım mesleğime de halen devam
etmekteyim.
Yaşadığım yıllar içinde yurt dışında kapitalist, kominist
yönetimlerle yönetilen bir çok ülke gezdim. O zamanlar
pasaportlarımızda mesleğimiz de yazılıyordu.
Kimi zaman yabancı sınır kapılarında gümrük memurları ile
kimi zaman da emniyet personelleri ile karşılama durumunda
kaldığımda mesleğimi pasaportumdan okuyan memurlar
hemen sade vatandaşa
Devamı 6. Sayıda













