Değerli 1881 okurları merhaba.
Geçen yıl 8 Mart Emekçi Kadınlar Günü konulu bir yazı ile dergiye misafir olmuştum. Her yıl ve tekrara düşerek konuyu konuşuyor yazıyoruz.
Bu defa yazımda, kadın mücadelesinin bir mağduriyet değil mağrur ve tükenmeyen bir başarı hikayesi olduğunun altını çizerek başlamak istiyorum.
Kadın mücadelesi 1789 Fransız Devrimi sonrası Kadınlar için Eşit Yurttaş Bildirgesini yazdığı için giyotinle idam edilen Olympe de Gouges ile başlıyor. 1850 lerden sonra İngiltere de kadınlar boşanma ve oy hakkı istedikleri için yerlerde sürünür, joplanırlar hapse atılırlar. Osmanlıda 1860 larda kadın dergileri çıkmaya başlar.1882 de ilk defa nüfus sayımında kadınlarda sayılır. 1913 te Feminist Dünyası adıyla çıkardıkları dergiyi Fransızca olarak da yayınlarlar ve uluslararası iletişime geçerler. 1914 – 1918 yıllarında İngiltere’de bile kadın hareketi 1. Dünya savaşı nedeniyle faaliyetlerine ara verirken, Osmanlıda kadınlar dergi çıkarmaya ve taleplerine devam ederler.10 Aralık 1919 da 3 bin kadın bir araya gelerek “Anadolu’nun işgalini “ protesto etmek amacıyla ilk kadın mitingini gerçekleştirirler. Savaş sonrası Avrupa’da kadınlar oy hakkına seçme ve seçilme hakkına kavuşmaya başlar.1923 te Türkiye’nin ilk partisini “Türkiye Kadınlar Fırkasını” Nezihe Muhittin kurar. Düşünün kadınların seçme seçilme hakkı yok ama bu kadınlar parti kurar.1930 da Belediye 5 Aralık 1934 te genel seçimlerde kadınlar seçme seçilme hakkına kavuşurlar.8 Şubat 1935 te 17 kadın milletvekili meclise girer.
Bunları niye anlattım. Anlattığım bu kadınları ortak özelliği mevcut koşulların dayatmasına rağmen öncelikle kendi bireysel devrimlerini yaparak toplumsal talepleri için mücadele etmeyi seçmeleri. Eminim kendi devirlerinin kadınlarının birçoğu tarafından fazlasıyla radikal bulunmuştur ve destek görmemişlerdir. Ama bugün biz diğerlerini değil bizlere mücadeleleri ile eşit yurttaşlığı, seçme seçilme hakkını kazanmamızdaki katkıları yüzünden bu devrimci kadınları konuşuyoruz.
Bugün yine ve hala 8 Martlarda, 25 Kasımlarda ya da kadınların sokağa çıktığı her alanda gördüğümüz o direniş ruhu, bu devrimci kadınların izlerini taşır.
Tıpkı Prof.Dr.Türkan Saylan hocamızın kız çocukları adına verdiği büyük emekler sonrası bir takım odakların hedefi olması gibi, bu mücadele hep sürdü, sürecek.
Karanlık ve aydınlığın savaşı bu. Her devirde, farklı konjonktürlerde yaşanmış bu mücadele devam ediyor ve edecek.
Temelinde muktedirlerin kendi güç ve hakimiyet düzenine tehdit gördükleri bir özgürlük ve adalet talebi var. Ve kadınlar o kadar haklı ki, bu yüzden iktidarın en büyük korkusudur örgütlü kadın mücadelesi.
8 Mart 1857 de 40 bin kadın dokuma işçisinin “eşit işe, eşit ücret” talebiyle başlattığı grev sırasında çıkan yangında fabrikada kilitli kalan 129 kadın işçinin hayatını kaybettiği gün.8 Mart onların anısına tüm dünya kadınları için bir anma ve mücadele bayrağını yükseltme günüdür.
Bu vesileyle, hayatın her alanında, özgür ve adil bir hayat için sokaklarda mücadele veren tüm kadınların onurlu mücadelesini saygıyla selamlıyorum.
Sevgi ve saygılarımla.
Ender Lüleburgaz
ÇYDD Küçükçekmece Şubesi Başkanı












