"Beni görmek demek, mutlaka yüzümü görmek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu kâfidir."

Özgürlük ve Bağımsızlık Benim Karakterimdir.

YAZILAR

Haçlı’nın Yüz Yıllık Planı: Genişletilmiş BOP | Veysel Boğatepe | 5. Sayı

"Kalemimiz vicdanımız, satırlarımız direniştir."

Ana Sayfa › Yazılar › Detay
Picture of Veysel Boğatepe

Veysel Boğatepe

Haçlı’nın Yüz Yıllık Planı: Genişletilmiş BOP | Veysel Boğatepe | 5. Sayı

HAÇLI’NIN YÜZ YILLIK PLANI: GENİŞLETİLMİŞ BOP

VEYSEL BOĞATEPE

Türkiye birçok yönüyle ve özellikle de her iki kıtada toprağı bulunan ender ülkelerden birisi olduğu kadar Ortadoğu coğrafyasında hem stratejik hem de jeopolitik açıdan önemli bir ülke konumundadır. Ancak özünde emperyalizmin gasp, talan, yalan ve işgal planı olan “Büyük Ortadoğu Projesi” kapsamında ABD’nin, Mısır’ın bölgedeki etkisini engellemek veya kırmak için Türkiye’ye biçtiği bölgesel güç / model ülke rolleri Türkiye’yi Ortadoğu bataklığına sürüklemiştir. Büyük Ortadoğu Projesinin siyasi kurallarına uygun olarak geliştirilen “Yeni Osmancılık” soslu dış politikalar sonucunda sınır komşularımızla sürdürülen barışçıl politikalar terk edilerek çatışma ortamına girilmiştir. Bu durum, Türkiye’nin bölgedeki mevcut stratejik konumunu zayıflattığı gibi ulusal güvenliğini de ciddi şekilde tehlikeye sokmuş, böylece AB-D’nin tam kontrolü ve denetimi altına girmesi sağlanmıştır.

Türkiye Cumhuriyeti sınırlarının büyük oranda çizildiği ve bizzat M. Kemal Atatürk tarafından hazırlanan “Misak-ı Milli” ile Güneydoğu sınırımızı belirleyen “Ankara Antlaşması” ihlal edilerek bölge, terör örgütlerinin çatışma alanına bırakılmış ve fiilen devlet otoritesinden çıkacak duruma gelmiştir. Bu gerçeklerden hareketle diyebiliriz ki; AKP’nin sürdürdüğü iç ve dış politikalarının nesnel bir sonucu olarak Türkiye yeniden “ Sevr Antlaşması” ile “Lozan Barış Antlaşması” arası bir duruma gelmiş ve Türk milletinin önüne “Kürt kartı” yeniden sürülmüştür. AKP’nin 2002’de iktidara taşınmasıyla birlikte ABD’nin ve Avrupa’nın Türkiye ile yeniden stratejik ilişkilerine ağırlık vermesinin başlıca nedeni, Ortadoğu ülkelerinin sınırlarını değiştirecek olan Büyük Ortadoğu projesidir. Bu projeyi sağlıklı yürütmesi ve sonuçlandırması için geçmişte olduğu gibi dinsel tutuculuğa ve Kürt milliyetçiliğine ihtiyaç duymaktadır. Bu şartların olgunlaştırılmasıyla“Büyük Ortadoğu Projesi” ABD ile Birleşik Krallık önderliğinde oluşturulan çokuluslu koalisyon kuvvetlerinin, 20 Mart 2003’te Irak’ı işgal etmesiyle fiilen başlatılmıştır.

 

Emperyalizmin Kürdistan masalı

  Özgür Kürdistan gerçeği, Abdullah Öcalan tarafından işbirlikçi Kürtlerin kulağına yarım asırdan beridir fısıldanan emperyalist odaklı bir masaldır. Kürt dosyası üçlemesi kitaplarımda bu gerçeği bizzat Abdullah Öcalan’ın İmralı tutanaklarında ki ““Bush ve İngiltere –Kürtlere devlet vereceğim– dedi. Bunların hepsi hikâyeydi. Sonuçta içinden çıkılmaz bir Kürt ve Kürdistan doğdu. Sonuç trajedidir.” ifadesiyle somut hale getirmiştim. BOP kapsamında sınırlarını değiştirmeyi, federasyona dönüştürerek kendisine bağımlı kukla devletçikler kurmayı öngördüğü ülkelerden birisi de Türkiye’dir. Projenin uygulayıcılarının başında yer alan ABD, İngiltere, İsrail, Fransa ve Almanya gibi emperyalist ülkeler, Kürt gruplarını kontrol altına alırken devşirdikleri yerli işbirlikçilerle ittifak yaparak Haçlının yüzyıllık hayali olan “Büyük Ortadoğu Projesi”nin Türkiye ayağını 2009’da açılım adı altında fiilen uygulamaya koymuşlardır. Bir yandan Osmanlı’dan beridir etnik köken üzerinden Kürtleri, Kürdistan vaadiyle kışkırtırken diğer yandan da üzerine “AB Uyum Yasaları” örtüsü atılan uygulamalarla Türkiye’yi her alanda dönüştürmeye başlamışlardır. Oysa Atatürk’ün kurtuluş savaşı döneminde Kürtlere” Kürdistan devleti kurma oyununa gelmeyin” şeklinde tarihi uyarı yapmasına rağmen, İngiliz-Fransız misyonerlerinin yönlendirmesiyle kurtuluş savaşına karşı çıkarak isyanlara yönelmişlerdir. Fakat bugün bile değişen bir şey olmadığı gibi işbirlikçi Kürt isyanları, Abdullah Öcalan ile güncellenerek günümüze kadar gelmiştir. Kürdistan vaatleriyle etnik köken üzerinden Türk-Kürt düşmanlığını derinleştirerek Kürt halkını Türkiye’den koparmayı, yalnızlaştırmayı ve kendisine bağımlı hale getirmeyi amaçlayan emperyalizm, Ortadoğu planını gerçekleştirmesi durumunda Kürtler, bugün ki statülerini bile kaybetmekle kalmayacak tarihin ağır sorumluluğu altında ezilerek daha da mazlum bir duruma düşecekleri salt bir gerçektir. Çünkü Kürdistan üzerine inşa edilecek asıl proje büyük İsrail’dir ve bölge de Kürtler biçilecek rol de bekçilik olacaktır.

Sonuç olarak diyebiliriz ki; etnik, dini, sosyal, kültürel, ekonomik vb. ayrımcılık üzerinden “böl-yönet” taktiği ile uygulamaya koyulan Büyük Ortadoğu Projesi ulus-devletlerin yıkılması, parçalara bölünerek bağımlı hale getirilmesi ve kendi çıkarlarına uygun bir rejimin dayatılması anlamına gelmektedir. Şimdilik dört parçalı Kürdistan olarak düşünülen proje gerçekte Kuzey Afrika’yı da kapsayacak şekilde 42 ülkenin sınırları değiştirecek olan “Büyük İsrail” hayalidir ve Irak işgaliyle resmi olmasa da “Kürdistan Bölgesel Yönetimi” şeklinde bir otonom bölge oluşturularak alt yapısı hazırlanmıştır. İkinci aşama ise Türkiye Kürdistan’ıdır ve sonrasında oluşturulan bu bölgelerin bağımsızlıklarını ilan etmeleriyle projenin bu aşaması da tamamlanmış olacaktır. Türkiye’de olası bir rejim değişikliği ve buna paralel olarak Güneydoğu’da federe bir Kürt devletinin kurulması, Türk halkı ile Kürt halkını 1919’lardaki statülerine düşürmekle kalmayacak aralarındaki bağları tamamen koparacaktır. En başta Kürt halkı olmak üzere hiçbir dini, etnik, sosyolojik ve kültürel ayrım gözetilmeksizin, Türkiye sınırları içinde yaşayan tüm milletler saflarını birleştirmek ve emperyalizmin uygulamaya koyduğu yüzyılın işgal planını bozmak zorundadırlar.

 

 

 

 

Devamını Okumak İçin Dergimizi Satın alabilirsiniz

"Basın, milletin müşterek sesidir. Bir milleti aydınlatma ve irşatta, bir milletin muhtaç olduğu fikrî gıdayı vermekte, hulâsa bir milletin hedef-i mukadderatı üzerinde yürümesinde, en büyük kuvvet gazetecilerdir."

— MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
DERGİDEN

Diğer Yazılar

Dergimizde yayınlanan yazılardan seçmeler

ATATÜRK’ÜN SON HASTALIĞI

Madem ki Mustafa Kemal Atatürk kendi sağlığının Türk hekimlerine emanet edilmesini istemiş, bugün, Askeri Tababetin kuruluşundan 198 yıl sonra, Atatürk’ ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’ nin

Devamını Oku »

ATATÜRK DÖNEMİNDE LAİKLİK

Laiklik kısaca aklın özgürleşmesidir. Aklı eleştirel, sorgulayıcı yönde kullanmasına izin vermeyen her türlü etkenden özgürleşmesidir. Laiklik, devlet, siyaset, hukuk, eğitim gibi işlerin dine göre düzenlenmemesi,

Devamını Oku »

Aydınlık Yolundaki Bu Direnişe Sen de Destek Ver

Dergi 1881, Atatürkçü düşüncenin ve Cumhuriyet değerlerinin savunucusu olarak yoluna kararlılıkla devam ediyor. Siz de bu yolculuğa ortak olun.

Bildirimleri Etkinleştir Tamam Hayır